"Kimlik, üzerimize giydiğimiz bir şey değil; içimizde taşıdığımız bir varoluştur."
Sanatım, kimliği, belleği ve yaşam boyunca taşıdığımız görünmez değerleri biçimlendiren güçleri araştırır. Değişen dünyaya rağmen insanın içinde varlığını sürdüren; kişisel hafıza, kültürel bellek ve özümüz arasındaki sessiz bağı görünür kılmaya çalışırım.
Kadın figürü, çalışmalarımın merkezinde yer alır; ancak bir bireyin portresi olarak değil, insan deneyiminin evrensel bir simgesi olarak. Benim için kadın; dayanıklılığı, aidiyeti, onuru ve kuşaklar boyunca aktarılan yaşam deneyimlerini temsil eder. Her figür, insanın miras aldığı, korumayı seçtiği ve geleceğe taşıdığı görünmez değerlerin taşıyıcısıdır.
Geleneksel dokuma desenleri, nakışlar ve el işçiliğine dayanan motifler, görsel dilimin temelini oluşturur. Bu unsurları dekoratif öğeler olarak değil, figürün ayrılmaz bir parçası olarak ele alırım. Çünkü kimliğin, üzerimize giydiğimiz bir katman değil; bedenimize, belleğimize ve ruhumuza işleyen yaşayan bir hafıza olduğuna inanıyorum.
Amerika Birleşik Devletleri ile Türkiye arasında yaşamak ve üretmek, bana sanatın sınırları, dilleri ve kültürel farklılıkları aşabilen evrensel bir ifade biçimi olduğunu gösterdi. Her kültür kendi tarihini ve geleneklerini taşır; ancak empati, onur, şefkat, umut ve aidiyet arayışı gibi bizi birbirimize bağlayan insani değerler evrenseldir. Çalışmalarımda farklılıklarımızı öne çıkarmaktan çok, bizi ortak insanlık duygusunda buluşturan görünmez bağları görünür kılmayı amaçlıyorum.
Benim için gelenek, geçmişte donup kalmış bir miras değildir. Aksine, her kuşakta yeniden anlam kazanan, yaşayan ve dönüşen bir anlatıdır. Resimlerim kültürel tarihi belgelemeyi amaçlamaz; kültürün, belleğin ve insanın öz değerlerinin bugün de yaşamaya devam ettiğini görünür kılmayı amaçlar.
Bu düşünceler, üzerinde çalıştığım Sessiz Miras serisinde bir araya gelir. Serideki her eser, insanı insan yapan farklı bir değeri ele alırken; birlikte kimlik, bellek, dayanıklılık ve kuşaklar boyunca aktarılan görünmez miras üzerine bütünlüklü bir görsel anlatı oluşturur.
Sonuçta çalışmalarım tek bir sorunun peşinden gider:
Her şey değişirken, insanın içinde değişmeden kalan nedir?
Her resim, izleyiciyi kendi kökleri, belleği ve yaşamı boyunca taşıdığı görünmez bağlar üzerine düşünmeye davet eder.
Benim için sanat, geçmişi korumaktan ibaret değildir. Sanat, insanı insan yapan ve kuşaklar boyunca yaşamaya devam eden özü görünür kılma çabasıdır.
Madam Burj